Ideallyfree

LEGO: Engel Tanımayan bir Başarı Hikayesi

LEGO Engel Tanımayan bir Başarı Hikayesi

Hiç merak ettiniz mi, her şey nasıl başladı? Ve neden ona LEGO deniyor?

Bir Marangozun İflası

Bir zamanlar, küçük bir marangoz olan Ole Kirk Kristiansen, Danimarka’da bir marangoz atölyesinin sahibiydi. Onun işi, özellikle Danimarka’da büyük bir çiftçi topluluğu için ürünler yapmaktı.

Ole’nin yaptığı ahşap ürünler, işinin yansıması ve marangozun sevgiyle yaratılmış sanat eserleriydi.

Ancak, 1929’da Wall Street borsası çöktü ve dünya çapında büyük bir ekonomik kriz oldu.

Bu zorlu dönemde şirketler iflas etti, endüstri köşeye sıkıştı. Tarım sektörü ise daha sert vuruldu. ABD ve İngiltere, ithalatı kısıtladı, bu da 1930’da Danimarka çiftçilerine kriz getirdi.

Tereyağı ve domuz eti fiyatları hızla düştü. Bu ürünler, Danimarka’nın ihracatının büyük bir kısmını temsil ediyor, bu yüzden Danimarkalı çiftçiler için hayat zorlaştı.

Ole Kirk Kristiansen, bu zorlu ekonomik krizin ortasında kendi işini sürdürmeye çalıştı. Ancak, en önemli müşterileri olan çiftçiler ve küçük mülk sahipleri artık marangozluk işlerine para harcayamayacak durumdaydılar. 1931’de, iş yerini kapatarak son kalfasını göndermekten başka seçeneği kalmadı. Bu karar, Ole için zorlu bir adımdı, ancak ailesini geçindirmek için başka bir yol bulmak zorundaydı.

Daha da kötüsü, bu zorlu dönemde sevgili eşi Kristine’i kaybetti.

Bu acı kayıp, onu daha da yalnız bir hale getirdi.

Ole, altı ila on beş yaşlarındaki dört oğluyla yalnız kaldı. Dört oğlunun sorumluluğunu taşıyordu. Ancak, Ole özel ve pes etmeyen bir kişiliğe sahip olduğu için bu zorlu dönemde, ailesinin bir arada kalması için bir yol bulması gerekiyordu.

Bir Hayal ve İlk Adım: Lego’nun Serüveni

1932 yılında, bir gün Ole, çocuklarıyla beraberken bir ördek görür görmez aklına harika bir fikir geldi. Hemen atölyesine koştu ve elindeki ahşapları kullanarak güzel bir ahşap ördek yapmaya başladı. Ole’nin el işçiliğiyle şekillendirdiği bu ördek, çocuklarının yüzlerindeki mutluluğu görmesine neden oldu.

LEGO- Ahşap-Ördek
LEGO Ahşap Ördek Oyuncak

Bu mutluluğun etkisiyle Ole’nin zihninde beliren bir düşünce vardı:

“Belki de oyuncak yapmaya başlamalı.”

Ole, bu düşünceyi hayata geçirmeye karar verdi ve marangozluk becerilerini oyuncak yapımına yönlendirmeye başladı. Şans eseri, yıllar boyunca marangozluk işinden biriktirdiği fazla ahşap malzeme sayesinde bu yeni maceraya başlayabilecekti.

Artık Ole, sadece ahşap ördekler değil, birçok farklı oyuncak yapma potansiyeline sahipti. Ve işte bu, Ole’nin oyuncak yapım serüveninin başlangıcıydı.

Ancak bu işi yaparken Ole, daktilo kullanma konusunda pek de iyi değildi. Bu nedenle, oğullarından biri olan Godtfred, babasına yardım etmeye karar verdi. Birlikte çalışarak, en kaliteli tahta oyuncakları üretmeye başladılar.

Ole her zaman en kaliteli tahtaları seçti ve bu, onların oyuncaklarının benzersizliğini ve dayanıklılığını sağladı. Godtfred, babasıyla birlikte çalışarak ailenin oyuncak işini büyütmek için kritik bir rol oynadı.

Engeller

Ole ve Godtfred, işe ürettikleri oyuncakları kasabada satarak başladılar.

Bir gün kasabaya, onların geleceğini değiştirecek bir adam geldi. Bu adam, federasyondan bir toptancıydı. Ole’nin ürettiği oyuncaklar onu büyüledi.

Hemen Noel için büyük bir sipariş verdi ve Ole için yeni bir umut doğdu. Artık tek sorunları siparişleri yetiştirmekti. Çabalayıp siparişleri yetiştirdiklerinde ise toptancının iflas ettiği ve siparişi alamayacakları haberi geldi.

Ole ve ailesi bu noktada çok büyük bir çıkmazın içinde buldu kendilerini. Çünkü yiyecek almak için bile paraları yoktu.

Ancak Ole, asla pes etmeyen biriydi.

Tek başına bu işin altından kalkmaya karar verdi. Kaybedecek zaman yoktu. Ole arabayı tüm oyuncaklarla doldurdu ve yola çıktı.

Ole çok iyi bir ahşap ustası olsa da çok iyi bir satıcı değildi. Kendini övmekten ya da oyuncakların ne kadar dikkatli yapıldığından bahsetmekten hoşlanmıyordu. Ancak bir şey satacaksa denemeye devam etmesi gerekiyordu.

Sonunda potansiyel bir müşteri oyuncakları etkileyici bulduğunu söyledi. Ancak çok fazla parası olmadığını ancak takas yapabileceğini söyledi.

Ole, parayı tercih etse de oyuncakları satarak en azından yiyecek alabileceğini düşünerek teklifi kabul etti.

Umduğu kadar para alamamıştı, idare ederdi ve Noel için bol miktarda yiyecekleri vardı.

Lego Markasının Doğuşu

1934’te Ole, oyuncaklarını çevresindeki oyuncak dükkânlarına satmaya başladı. Ancak zamanla (1936) oyuncaklar beklediği kadar hızlı satılmıyordu. Bu bir sınavdı. İşler yolunda gitmiyordu.

Ole, şirketin belki de iyi bir isme ihtiyacı olduğunu düşünüyordu. İsmi, ‘İyi oyna’ ‘leg godt’ anlamına gelen bir şey kullanmak istiyordu ve kısa bir isim olmalıydı.

Ancak Ole’nin isim arayışı beklenmedik bir dönemece girmişti.

Bir gün ofisinde düşünürken şöyle dedi:

“Ne olmalı? Ne olmalı? Keşke bir çeşit işaret alabilseydim…”

Tam o sırada gözleri pencereden görünen duvarda asılı ahşap bir tabelaya takıldı. Camın ardından görünen “Molle-Gods” kelimelerinin “le Go” kısmı gözüne çarptı.

Aniden bağırarak, “Lego!” dedi.

Ole, kendisine çok uygun bir isim bulmuştu. Ole’nin yıllar sonra öğreneceği başka bir şey daha vardı:

Latince’de “Lego” kelimesi “bir araya getirmek” anlamına geliyordu.

1936 yılına geldiğinde “Lego” ismi oldukça olumlu bir şekilde karşılandı ve şirket yavaş yavaş büyümeye başladı. 1930’ların sonlarına doğru yeni kurulmuş olan Lego, kâr etmeye başladı.

Kalite ve Güven

1937 yılında Ole Kirk Kristiansen’ın oğlu Godtfred Kirk Christiansen, henüz on yedi yaşındayken ahşap oyuncaklar tasarlamaya başladı. İşte bu küçük başlangıç, LEGO’nun büyüleyici başarı hikayesinin ilk adımıydı.

Ole, şirketin ilerlemesinden memnun kalmıştı ve Godtfred yıl boyunca 3.000 Kron kazandıklarını ve her zamankinden daha fazla paralarının olduğunu söylüyordu.

Ole ise, bu işi daha da büyütme potansiyelini görmeye başlamıştı. İşlerin kalitesini artırabilecek ve üretimi daha etkili hale getirebilecek her türlü yeni teknolojiye ilgi gösteriyordu.

Aile üyeleri zaman zaman şüpheyle baksa da, Ole Kirk Kristiansen, ilk freze makinesini 1930’ların ortalarında Almanya’dan satın aldı. Bu makine için 3.000 Kron ödedi. Bu yatırım, şirketin bir önceki yıldaki toplam kârının üçte birine denk geliyordu.

Ole her zaman kaliteyi ön planda tutmuştu. Yatırımın şirkete nasıl fayda sağlayacağını ve oyuncakların kalitesini artıracağını biliyordu.

Ahşap oyuncaklarla başlayan serüveni, çocukların uzun yıllar oynayabileceği yüksek kaliteli oyuncaklar üretmekle devam etti. Ole Kirk Kristiansen’ın bu kalite anlayışı, bir gün Godtfred Kirk Christiansen’ın hikayesinde önemli bir rol oynadı.

Küllerinden Yeniden Doğan Bir Marka

Fakat kaderin Kristiansen ailesi ile işi bitmemişti. Fırtınalı bir gece, Ole Kirk Kristiansen’in kaderini yeniden değiştirdi.

20 Mart 1942 gecesi, ahşap işleme fabrikasında meydana gelen bir yangın, Ole’nin ömrünün işini neredeyse yok etti. İtfaiye ekipleri, atölyeyi kurtaramadı. Sadece bitişikte yer alan aile evi yangından kurtuldu.

Tüm çizimler ve modeller yangında yok oldu.

Ole artık umutsuzluğa kapılmaya başlamıştı. Çalıştığı her şey gitmişti ve şirketini neredeyse kaybediyordu.

Fakat çocuklarına ve çalışanlarına karşı sorumluluğu, ona Lego’yu yeniden inşa etme konusunda ilham verdi. Yeni bir fabrika inşa etti ve kısa süre sonra ahşap oyuncak üretimine geri döndü.

Ahşaptan Plastiğe Geçiş

Bu küçük işletme, piyasada yeniden canlanma yolunda emin adımlarla ilerliyordu. Lego Fabrikası sorunsuz bir biçimde çalışmaya başlamıştı.

1940’ların sonlarında, Ole Kirk Kristiansen’in oğulları, plastik üretiminin şirket için yıkıcı olabileceğini düşünüyorlardı. 1949’da bir gazeteye verilen röportajda Godtfred Kirk Christiansen, “Plastikten güzel, sevimli şeyler yapabilirsiniz, ancak ahşap daha dayanıklı bir malzeme,” dedi.

Babasıyla yüzleşerek, onu sadece ahşap ürünlere dönmeye ikna etmeye karar verdiler.

Ole bunun üzerine oğullarına şunları söyledi:

“İnancınız yok mu? Görmüyor musunuz? Eğer bunu doğru yaparsak bu tuğlaları dünyanın her yerine satabiliriz!”

Ole, Haziran 1946’da diğer Danimarkalı oyuncak üreticilerinin de yer aldığı Kopenhag’da düzenlenen bir fuara katıldı. Bu fuarda plastik tuğlalar görmüş ve onlardan kendine örnekler almıştı.

Burada bir plastik enjeksiyon makinesi keşfetti ve oldukça heyecanlandı. Makine tarafından üretilen tuğla şeklindeki parçaları inceledi ve oğlu Godtfred’i aradı:

“Satın almalı mıyız?”

Godtfred, tereddüt etti,

“Kulağa ilginç geliyor, ama pahalı,” dedi.

Ole, bu cevabı evet kabul etti ve plastik enjeksiyon makinesi için sipariş verdi.

Böylece LEGO plastik çağına adım attı.

Kalıp araçlarını anlama ve hammadde bulma zor olsa da, denemeler yaparak plastik oyuncaklar üretmeye başladılar. Fakat satışlar hala düşük seviyedeydi. Sadece Noel’de satarak bunun altından kalkamayacaklarının farkındaydılar.

Bu sefer Godfret, oyuncakları elden satmaya karar verdi. Sonuçlar oldukça umut vericiydi. Godfret’in bu çabası, finansal krizi aşmalarına yardımcı oldu.

Lego Tuğlaları

Bu sırada fuardan aldığı plastik tuğlalar hala Ole’nin aklındaydı. Kendini bu parçalar hakkında düşünmekten alıkoyamıyordu. Ve kimse onların potansiyellerini görmüyordu…

Ole Kirk Kristiansen, plastik tuğlalarda büyük bir potansiyel gördü ve oğullarını ikna etmeye çalıştı.

1949’da, LEGO® tuğlasının öncüsü olan ‘Automatic Binding Bricks’ adıyla ilk plastik tuğlalar satıldı. İngilizce adı, 1945’te Avrupa’nın özgürleşmesine katkıda bulunan müttefik güçlere ithafen verildi.

1951’de ‘Automatic Binding Bricks’ adı, Godtfred Kirk Kristiansen tarafından Danimarkaca LEGO Mursten (tam anlamıyla LEGO tuğlaları) adıyla değiştirildi. 1953 yılında, LEGO adı tüm tuğlalara kazındı.

Bu, LEGO adının daha geniş bir tanınırlık kazanmasını isteyen Godtfred Kirk için önemliydi.

Godtfred Kirk, 1950’lerin sonlarına kadar şirket içinde daha fazla sorumluluk üstlenmeye başladı.

LEGO Sistemi

Savaş sonrası ithalat kısıtlamalarının kalkması, Godtfred Kirk Kristiansen’in oyuncak pazarının gelişmesi ve ihracatın önemi hakkında düşünmesine neden oldu.

1954’te İngiltere’ye yaptığı bir iş gezisi sırasında Godtfred, eve dönerken büyük bir alışveriş merkezinin müdürüyle tanıştı. Oyuncak endüstrisini tartışırlarken bu konuşma, LEGO’nun geleceği için kritik bir an olacaktı.

Alışveriş merkezi müdürü, “Bu endüstride sadece oyuncakların satışı artık işe yaramıyor,” diye yakınır.

Godtfred ise, “Neyi kastediyorsunuz? Bence oyuncaklar hala popüler,” şeklinde yanıtlar.

Alışveriş merkezi müdürü, “Elbette popülerler, ancak eksik olan bir sistem,” der.

“Sistem mi?” diye sorar Godtfred.

“Sistem!” diye vurgular alışveriş merkezi müdürü.

“Oyuncakların bir fikir ve sisteme ihtiyacı var.”

Godtfred için bu cümleler çok etkileyici olmuştu. Bunu babasıyla da paylaştı.

Aynı yıl, Lego, ilk LEGO oyun sistemi üretimine başladı.

Çocuklar artık Lego tuğlalarından evler inşa edebiliyorlardı. Şehir planı, oyunu gerçekçi bir kasaba ortamında oynamalarını sağladı. Bu sayede çocuklar trafik güvenliğini öğrendiler.

Bu büyük bir atılımdı ve Godtfred, bunu Danimarka dışında da satmaya çalıştı. Ve bu oyun sistemi o kadar popülerdi ki bunu birçok ülkeye satmayı başardı.

Lego sadece evler inşa etmek için yapılmış olsa da hala birçok fırsat vardı.

Fakat 1958’de Godtfred oğlu sayesinde bir sorunu farketti. Legoları taşırken dağılıyorlardı.

Bu, Godtfred’i düşündürdü, Lego tuğlalarının bir arada kalmasını sağlayacak bir yol bulmak istedi. Tabi bu, söylendiği kadar kolay değildi.

Üzerinde çalıştı ve sonunda Lego tuğlalarının içindeki tüplerle daha iyi bir bağlantı elde ettiğini fark etti. Artık sadece tuğlalar değil, sonsuz olasılıklar sunan bir bina sistemi haline gelmişti.

Bu, Lego ürünü için devrim niteliğindeydi. Yeni bağlantı prensibi patentlendi, böylece bugün bildiğimiz LEGO® tuğlası oluşturuldu.

Maalesef, felç olan Ole, küçük tuğlanın ne kadar başarılı olduğunu göremedi.

Yeni bir Yangın

1960’da Godtfred kendi başına kaldı. Yeni bir yangın Lego’daki ağaç üretiminin çoğunu yok etti. Babası gibi Godtfred de, her durumdan en iyisini elde etmesi ve asla pes etmemesi gerektiğini biliyordu.

Godtfred, zor zamanları başı dik bir şekilde atlattı. Satışlar arttıkça, şirket de büyüdü.

Geleceği düşünmek zorundaydı ve ahşap oyuncak üretimini yeniden başlatmamaya ve sadece Lego sistemine odaklanmaya karar verdi.

Bu harika bir karar oldu. Birçok yeni model inşa edildi ve Lego oyuncak endüstrisinde daha da güçlendi. Bugün de günümüzde, LEGO Baby (0-3 yaş grubundaki çocuklar), LEGO Duplo (0-6 yaş), LEGO City, LEGO Creator, LEGO System, LEGO Technic, LEGO Bionicle, LEGO Belville, LEGO Mindstorms gibi pek çok oyuncak modellerinin satışını yapıyor. Ayrıca çeşitli marka işbirlikleri ile yaratıcılık ve inovasyon konusunda öncü marka olmaya devam ediyor.

10 Lego Karakteristiği

1963’te İlk LEGO® talimatları tanıtıldı. Ve Godtfred Kirk Christiansen, 10 LEGO® karakteristiğini duyurdu:

  1. Sınırsız oyun olasılığı
  2. Hem kızlara, hem erkeklere uygun
  3. Tüm yaşlara uygun
  4. Yıl boyunca oynanabilir
  5. Uyaran ve uyumlu oyun
  6. Sonsuz oyun saati
  7. Hayal gücü, yaratıcılık, gelişim
  8. Daha fazla LEGO, daha büyük oyun değeri
  9. Kolayca tamamlanabilir
  10. Sürekli kalite

1968’de İlk LEGOLAND® Parkı Billund, Danimarka’da açıldı.

Godtfred Kirk Christiansen  LEGO® tuğlaları ile oynuyor, 1981
Godtfred Kirk Christiansen LEGO® tuğlaları ile oynuyor, 1981 – Kaynak: lego.com

Lego’nun İnişli Çıkışlı Azim ve Kararlılık Dolu Başarı Hikayesi

Marangoz atölyesinde başlayan, oyuncağa ve plastik tuğlalar ile setlere dönüşen Lego’nun yolculuğu tam bir ilham kaynağı.

Uluslararası arenadaki büyümesi, şirketin genişlemesine ve dünya çapında bir oyuncak fenomenine dönüşmesine olanak sağladı. Ole Kirk Kristiansen ve ailesi, LEGO’yu sadece ahşap oyuncak değil, aynı zamanda plastik ürünlerle yapılan küresel bir oyuncak imparatorluğuna dönüştürdü.

Ole kararlılığı ve yaratıcılığı sayesinde LEGO’yu büyük bir başarı hikayesi haline getirdi. Ole’nin öyküsü, kararlı bir bireyin ve ailesinin işbirliğinin, dünya çapında bir marka yaratabilme gücünü ortaya koyuyor. Eğer ilk engelde pes etse bugün ne Lego markası ne de hayatımıza kattığı değer olurdu.

Yıllar içinde, LEGO setleri milyonlarca çocuğa ilham verdi ve hayal güçlerini geliştirdi. LEGO, çocuklar ve yetişkinler için bir sembol oldu ve dünyada çok sevildi ve takdir edildi. LEGO günümüzde farklı ilgi alanlarına sahip olan çocukların hayal gücünü destekleyen tercih edilir bir oyuncak markasıdır. Çocukların parçaları bir araya getirmesi ile yaratıcılıklarını geliştirmesine yardımcı olur.

Bu hikaye, kararlılık, asla pes etmeme, azim ve yaratıcılığın, büyük başarıları mümkün kılan güçlü unsurlar olduğunu bize yeniden hatırlatıyor.

Kaynak: https://www.lego.com

Funda Tabak

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler lisans eğitimini tamamladıktan sonra geleneksel pazarlama, online itibar yönetimi, işveren markası, sosyal medya yönetimi, dijital pazarlama konularında çeşitli şirketlerde çalıştı. Sa-ba, Döksan, Ileri Group, Araymond gibi üretim firmaları ile Coca Cola İçecek, Assan Alüminyum, Turkcell, Mercedes, Novartis, Cargill, Pfizer, YKB gibi müşterileri bulunan danışmanlık yoğunluklu firmalarda B2C ve B2B pazarlama yöneticiliği yaptı.

2010 yılından beri ideallyfree.com’un içeriklerini koordine ediyor. 2023 yılında Yönetim Bilişim Sistemleri bölümününü tamamladı. Şuan Dubai merkezli bir firmada proje yöneticisi olarak çalışlıyor.

Yorum ekle