Ideallyfree

Göbeklitepe Dünyanın İlk Tapınağı mı?

gobeklitepe-site-1572_0006
View south upon the main excavation area (Southeast-Hollow); Building D in foreground, Building C to the left, Building B and Building A in the background to the right

Asırlar öncesine dayanan geçmişi ile Göbeklitepe bugüne kadar tarihle ilgili bildiğimiz herşeyi yeniden yazdı deniyor. Peki neden bu kadar önemli olduğunu merak ettiniz mi? Bu kadar eski olması neden ve nasıl bir devrim yarattı? Göbeklitepe dünyanın ilk tapınağı olabilir mi?

Önce Atiye dizisi sonra KPSS ortaöğretim sınavıyla yeniden gündeme gelen Göbeklitepe ile ilgili ben de yaptığım araştırmaları ve derlediğim bilgileri yazmak istedim.

Göbeklitepe, ülkemizde  Şanlıurfa kent merkezinin 18 kilometre kuzeydoğusunda, Örencik Köyü yakınlarında Güneydoğu Anadolu’nun Germuş dağlarında yer alır.  Mısır Piramitleri ve İngiltere’deki Stonehenge’den yaklaşık 7 bin 500 yıl önce inşa edildiğine dayanan bulgular nedeniyle dünyanın en önemli arkeolojik alanlarından biridir. Bu nedenle de tüm dikkatleri üzerine çekmektedir.

Göbeklitepe Neden Önemlidir?

Göbeklitepe’nin aslında bulgunun göz kamaştırıcılığı nedeniyle birden fazla önemi var. Göbeklitepe tarih açısından bir milat niteliği taşıyor çünkü Göbeklitepe’nin keşfine kadar yapılan araştırmaların tümü, insanların yerleşik hayata geçtikten sonra din kurumunun oluştuğuna dair bilgiler içeriyordu. Fakat yaklaşık 11500 yıllık bir ibadet merkezi olduğu söylenen Göbeklitepe, bu bilginin aslında doğru olmadığını ortaya koydu. Çünkü insanlar yaklaşık 10 bin yıl önce yerleşik hayat geçmişlerdi. Yani din kurumu yerleşik hayattan yaklaşık 2000 sene önce oluşmuştu.

Medeniyetin Sıfır Noktası Yeniden Belirlendi

Göbeklitepe’nin keşfinden önce, insanların Taş Devri veya bilimsel adıyla Neolitik Çağ’da demir kullanmayı bilmedikleri ve çanak çömlek yapımına başlamadıkları düşünülüyordu. Fakat Göbeklitepe bunun tam aksini kanıtlamış oldu.

Böylece Göbeklitepe insanlık tarihi üzerine bilinen tüm akışı değiştirdi ve Neolitik dönemle ilgili tüm bildiklerimizi yeniden değerlendirmemiz gerektiğini gösterdi.

Diğer bir önemi ise, M.Ö 10.000 yıllarında çanak çömlek öncesi neolitik çağda avcı-toplayıcı olarak yaşayan insanların, sanılandan çok daha gelişmiş bir yaşam tarzı olduğunu ortaya koydu. Böylece insanlık tarihinin ve medeniyetin sıfır noktası yeniden belirlenmiş oldu. Aynı zamanda yine avcı toplayıcı olmalarına karşın ileri düzeyde mimarlık gerektiren tapınak gibi yerleşik yapılar inşa ederek, yerleşik düzenlerini kurduklarını gösteriyor.

Göbeklitepe’de ortaya çıkan birçok heykel ve megalitik mimari örneği aslında çanak, çömlek, metalurji, yazının icadı, çark ve tarımın başlangıcı olarak kayıtlara geçmiştir.

Göbeklitepe’de Ne Gibi Yapılar Var?

MÖ 9.600 ile 8.200 yılları arasında Çanak Çömlekçilik Öncesi Neolitik çağda avcı-toplayıcılar tarafından dikilmiş anıtsal, yuvarlak-oval ve dikdörtgen megalitik yapılar sunmaktadır. (Görünüm olarak T şekline benzer)

gobeklitepe-site_1572_0012

Göbeklitepe Dünyada Büyük Yankı Yaratmıştır

Bu 11.500 yıllık olduğu tahmin edilen arkeolojik sitenin keşfedilmesi ülkemizde ve hatta dünyada şok dalgaları yaratmış, hatta bazı araştırmacılar buranın İncil’deki Cennet Bahçesi olduğunu bile iddia etmişlerdir.

Pek çok açıdan ezber bozan bu yeni bulgu, avcı-toplayıcı halkların, MÖ 10. veya 11. bin yıllarına kadar bu kadar karmaşık bir sitenin inşasını organize edebilmesi, uygarlığın yükselişine ilişkin geleneksel görüşe ciddi bir meydan okuma olarak açıklanmaktadır.

Göbeklitepe Alanı Hakkında Genel Bilgiler

Göbeklitepe, Türkiye’nin güneydoğusundaki Şanlıurfa (Urfa) ilçesinin yaklaşık 18km kuzeydoğusunda, bir dağ sırtının en yüksek noktasında yer alan 310 m çapında bir höyüktür. Kazılar 1994 yılından bu yana Şanlıurfa Müzesi işbirliği ile Alman Arkeoloji Enstitüsü İstanbul şubesinden Klaus Schmidt tarafından şantiyede yapılmaktadır.

Göbeklitepe, bir dizi dairesel veya oval yapı oluşturmak için kaba yapılı kuru taş duvarların parçalarıyla birbirine bağlanan dört monolitik sütun düzenlemesinden oluşur. Her kompleksin merkezinde, içe bakan biraz daha küçük taşlarla çevrelenmiş iki büyük sütun vardır. Arkeologlar, bu sütunların bir zamanlar çatıları desteklemiş olabileceğine inanıyor. Yapıların boyutları yaklaşık 10 ila 30 mt arasında değişmekte ve terrazzodan (yanmış kireç taşından) yapılmış zeminlere sahiptir. Üstü de sanıyorum ki bu nedenle kapatıldı.

Göbeklitepe’deki Megalitler

Şimdiye kadar 43’ü ortaya çıkarılan megalitlerin (Genelde işlenmeden koyulmuş çok büyük boyutlu taşlar) kendileri, esas olarak yaklaşık 5 mt yüksekliğe kadar T şeklinde yumuşak kireçtaşı sütunlardır. Bu sütunlar tepenin güneybatı alt yamacındaki bir taş ocağından kazılıp taşınmıştır. Tepedeki jeofizik araştırmalar, alanın etrafında gömülü olan 250 kadar megalit bulunduğunu gösteriyor ve bu da Göbeklitepe’de bir zamanlar 16 kompleksin daha var olduğuna dair tahminleri güçlendirmektedir.

Göbeklitepe’deki çoğu dik şekilde taşların bir kısmı boş olsa da, diğerleri özenle oyulmuş tilkiler, aslanlar, boğalar, akrepler, yılanlar, yaban domuzları, akbabalar, su kuşları, böcekler vb. şeklinde olağanüstü sanat eserleri sergiliyor. T şeklindeki bazı taşların yanlarında silah gibi görünen tasvirleri vardır, bu da taşların stilize edilmiş insanları veya belki de tanrıları temsil ettiği sanılmaktadır.

gobeklitepe-site-4

gobeklitepe-site-5

Göbeklitepe 2018 yılında Unesco Dünya Mirası Listesi’ne dahil edildi. Unesco web sayfasında paylaşılan görselleri aşağıda görebilirsiniz:

gobeklitepe-site-1572_0005

gobeklitepe-site-1

gobeklitepe-site-1572_0006

gobeklitepe-site-1572_0009

gobeklitepe-site-3

Türkiye’de Benzer Diğer Arkeolojik Alanlar

Ülkemizde yerleşik hayata geçildikten sonraya dair pek çok bölgede kalıntılar bulunuyor. Bunlar:

  • Çayönü (Diyarbakır),
  • Çatalhöyük (Konya),
  • Hacılar (Burdur),
  • Alişar (Yozgat),
  • Truva (Çanakkale),
  • Alacahöyük (Çorum),
  • Tilkitepe (Van),
  • Beycesultan (Denizli).

Bu sıraladığım yerler en eski kalıntılar olarak biliniyor ve yaşları M.Ö. 7000’lere kadar gidebiliyor.

Göbeklitepe ise neredeyse 12 bin yaşında olması sebebiyle tüm kalıntıların bir anlamda atası konumunda.

Bu kadar erken bir tarihte çok sayıda anıtsal kompleksin varlığı nedeniyle Göbeklitepe, benzersiz bir sitedir. Bununla birlikte, Göbeklitepe’nin yaklaşık 60 km kadar kuzey-batısında yer alan Orta Fırat Nehri üzerindeki Nevalı Çori de erken Neolitik yerleşim yeriyle bazı paralellikler vardır.

Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesinde 2014 yılında keşfedilen ve yeni bir Göbeklitepe olması beklenen Harbetsuvan Tepesi’nde başlatılan kazı çalışmaları devam ediyor.

Şanlıurfa’da Diğer Benzer Yapılar

Şanlıurfa’da Göbeklitepe benzeri birçok arkeolojik alan olduğu zaten biliniyor. Şu ana kadar Göbeklitepe, Nevali Çori ve Karahan Tepe gibi, Taşlı Tepe, Harbetsuvan Tepesi, Sefer Tepe, Ayanlar Höyük, Hamzan Tepe, Yeni Mahalle (Balıklıgöl Höyüğü) ve Kurt Tepesi’nin varlığı biliniyor. Nevalı Çori’deki ana tapınak, Göbeklitepe’den belki bin yıl sonra, yaklaşık MÖ 8.000’e tarihlendi.

Nevali Çori yerleşimindeki kült kompleksleri, Göbeklitepe’deki terrazzo tarzı kireçli çimento zemin, kuru taş duvarlara inşa edilmiş monolitik T şeklindeki sütunlar ve kompleks alanının merkezinde iki bağımsız sütun gibi bir dizi ortak özelliğe sahiptir.

Göbeklitepe’de uzmanlar, MÖ 8.000 civarında alandaki insanların anıtları kasıtlı olarak toprak dağlarının altına gömdüğüne ve yerleşimin reddedildiğine inanıyor. Uzmanlara göre başka yerlerden getirilen çakmaktaşları ve hayvan kemikleri gibi malzemelerle anıtlar gömülüyor. Belki de sitenin binlerce yıl sonra korunmasının ana nedeni budur.

Göbekli tepe konusunda ortaya çıkmamış çok fazla detay olsa da gün geçtikçe yeni bulgularla daha fazla bilgi ediniyoruz.

Dipnot: Her ne kadar bölgeyi tanımamıza ve hayranlığımıza etki etse de Göbeklitepe’nin Netflix’teki Atiye dizisinden fazlası olduğu su götürmez bir gerçek.

Konuyla ilgili bir de TRT Belgesel’in bir yapımı var, izlemenizi tavsiye ederim.

Bu gibi ilginç bilgiler için Faydalı Bilgiler kategorisindeki yazılarımı takip edebilirsiniz.

Funda Tabak

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler lisans eğitimini tamamladıktan sonra geleneksel pazarlama, online itibar yönetimi, işveren markası, sosyal medya yönetimi, dijital pazarlama konularında çeşitli şirketlerde çalıştı. Sa-ba, Döksan, Ileri Group, Araymond gibi üretim firmaları ile Coca Cola İçecek, Assan Alüminyum, Turkcell, Mercedes, Novartis, Cargill, Pfizer, YKB gibi müşterileri bulunan danışmanlık yoğunluklu firmalarda B2C ve B2B pazarlama yöneticiliği yaptı.

2010 yılından beri ideallyfree.com’un içeriklerini koordine ediyor. Öğrenmenin ve bilginin gücüne inanarak öğrenciliğine halen Yönetim Bilişim Sistemleri bölümünde devam ediyor.

Yorum ekle