İçindekiler
Yeni mezunlara kapıların kapandığı söylenen bir dönemde, dev bir teknoloji şirketinin başkanı tam tersini yapıyor. Üstelik bunu bir deney olarak değil, bir yönetim tercihi olarak anlatıyor.
Bir ofiste ilk yılınızı geçirdiğinizi düşünün. Size verilen işler bellidir. Aklınıza bir fikir gelse onu kime, nasıl anlatacağınızı bilemezsiniz. Çünkü büyük işler, yıllarını şirkete vermiş kişilere ayrılmıştır.
Birçok şirkette bu düzen hiç sorgulanmaz. Deneyim güven demektir, güven de büyük proje demektir. Ancak Cisco’nun başkanı ve ürün sorumlusu Jeetu Patel, bu sıralamayı bilerek bozan bir hikâyeyi gözler önüne seriyor.

Beş Kademe Aşağıda Bir Kurucu
Bu hikâyenin kahramanı 27 yaşındaki Padmanabhan Krishnamurthy. Patel ona kısaca “Paddy” diyor. Fortune’un aktardığına göre Patel, küçük bir akşam yemeği toplantısında onu anlatırken işin özünü tek cümleyle özetledi.
Ona sınırsız token verdim çünkü kodu yeniden düzenleyecek. Ben de istediğin kadar çılgınca davranabilirsin dedim.
Jeetu Patel
Bu cümlenin ne kadar sıra dışı olduğunu anlamak için Krishnamurthy’nin kısa süre önce nerede olduğuna bakmak gerekiyor. 2023’te gerçek zamanlı çeviri yapan EzDubs adlı girişimin kurucu ortaklarından biriydi. Cisco 2025’te bu girişimi satın alınca o da şirkete katıldı. CEO’luk yapmış, bir şirketi yönetmiş biriydi. Ama Cisco gibi dev bir yapının içinde bu deneyim pek görünmüyordu. Patel o dönemi şöyle anlatıyor.
Organizasyonun içinde gömülü kalmış, stratejik olmayan bir iş yapıyordu.
Jeetu Patel
Üstelik o sırada Patel’in beş kademe altındaydı.
Normal şartlarda ikisinin yolu belki hiç kesişmeyecekti. Ama Patel bir gün Cisco’nun San Francisco ofisine uğradı ve ikisi sohbete başladı. Krishnamurthy o sohbette, Patel’in ekibinde kimsenin aklından geçmeyen bir şey söyledi.
İki Kişilik Ekip, Koca Bir Sistem
Krishnamurthy, Cisco’nun eski kodunu iki kişilik bir ekiple yeniden yazabileceğini düşünüyordu. Bunun neden cesur bir iddia olduğunu anlamak için önce bu kodun ne olduğuna bakmak gerekiyor.
Büyük teknoloji şirketlerinin ürünleri, yıllar içinde üst üste yazılmış yazılımlara dayanır. Bu yazılımın eski ama hâlâ çalışan kısmına “legacy kod” denir. Eski bir apartmanın tesisatı gibi düşünebilirsiniz. Su akıyor, ışıklar yanıyor ama duvarı açtığınızda neyin nereye bağlandığını kimse tam bilmiyor. Bu kodu bozmadan daha düzenli ve bakımı kolay hale getirmeye ise “refactoring”, yani yeniden düzenleme deniyor.
Patel’e göre kendi ekibinde yapay zekâyı en çok benimseyen kişiler bile böyle düşünmüyordu. Bu konuşmanın ardından Patel, Krishnamurthy’ye sınırsız token verdi.
Token, yapay zekâ modellerinin metni ve kodu işlerken kullandığı küçük birimlerdir. Şirketler bu modellere çoğunlukla kullanılan token miktarına göre ödeme yapar. Yani sınırsız token, bir çalışana yapay zekâyı maliyet hesabı yapmadan dilediği kadar kullanma izni vermek demek.
Krishnamurthy de iddiasını kanıtlamak için kendine dört hafta süre verdi. Nihai hedef, Cisco’nun eski kodunun %98’ini 24 ay içinde yeniden düzenlemek. Bu hedefin tutup tutmayacağı henüz belli değil.
Yeni Fikirler Nereden Gelecek?
Çoğu şirkette bu büyüklükte bir proje ancak onlarca yıllık deneyimi olan birine emanet edilir. Patel bunu bir sorun olarak görüyor.
Kariyerinin başındaki insanları işe almazsanız ve çalışanlarınızın her şeyi eskisi gibi sürdürmesine izin verirseniz, yeni fikirler nereden gelecek? Mevcut düzeni nasıl sorgulayacaksınız?
Jeetu Patel
Patel deneyimli çalışanların da yeni fikirler üretebildiğini kabul ediyor. Ama ona göre deneyimsiz birinin aklına gelen soruları onlar soramıyor. Bu yüzden şimdi yeni “Paddy”ler arıyor. Aradığı gençler sistemi ve alışılmış düzeni sorgulayacak, kendi deyişiyle ortalığa çıkıp herkesi harekete geçirecek.
Gerilim İyidir
Elbette yirmili yaşlarındaki birini şirkette onlarca yıl geçirmiş insanlarla aynı odaya koymak her zaman sorunsuz geçmiyor. Patel bunun sürtüşme yarattığını kabul ediyor, ama ona göre mesele tam da bu.
Gerilim iyidir. Ekiplerde bilerek gerilim yaratıyorum. Çünkü fikirlerin birbiriyle çatışmasını istiyorum, insanların birbiriyle çatışmasını değil.
Jeetu Patel
Bunun için önce güven gerekiyor. Patel, çalışanlarla yeterince güven kurup onlardan kendilerine akıl almaz hedefler koymalarını beklediğini anlatıyor. Bu yaklaşım yalnızca kıdemlilerin gençlerden öğrenmesiyle de sınırlı değil. Patel her stajyere bir tür “tersine mentor” gözüyle bakıyor. Öğrenmeye aç öğrencileri bulmak için üniversitelerde konuşmalar yapıyor.
Her Ay Gelen E-posta
Patel’in son keşfi de bu konuşmalardan birinden çıktı. Stanford’da burslu okuyan 17 ve 18 yaşındaki öğrencilerle buluştuğunda öğrenciler sıraya girip ona soru yağdırdı. Baya adlı bir öğrenci ise bir kenarda durup yalnızca dinledi. Herkes bitirene kadar bekledi, sonra konuşmaya başladı.
Patel ondan her ay yapay zekâ hakkında öğrendiklerini e-postayla göndermesini istedi. Bu, sözünün arkasında durup durmayacağını ölçen bir sınavdı.
Herkes bir kez güzel bir sohbet edebilir. Ama verdikleri sözlere sadık kalacaklar mı?
Jeetu Patel
Baya hiçbir ayı atlamadı. Cisco’da staj buldu ve deneyimli çalışanların çözemediği bir şeyi yeniden tasarladı. Bunun ne olduğunu Patel açıklamıyor, ama Baya’yı neden aldığını açıkça anlatıyor.
Onu angarya iş ya da veri girişi yapsın diye almadım. Çalışanlarımıza tamamen farklı düşünmeyi öğretsin diye aldık.
Jeetu Patel
Patel şimdi onu kalıcı olarak işe almak istiyor.
Deneyimsizliği Avantaj Görenler
Gençlerin deneyimsizliğini avantaj olarak gören tek yönetici Patel değil. Fortune aynı haberde başka isimlere de yer veriyor. Thrive Capital’in kurucusu Josh Kushner, Fortune’a 2024’te verdiği röportajda sektörde dört yıldan az deneyimi olan kişileri işe almayı özellikle tercih ettiğini söylemişti. Kushner bu tercihe kendi tecrübesiyle varmış. Şirketini 26 yaşında kurduğunda daha deneyimli kişileri işe alması için baskı görmüş. Ama ona göre yetenekli ve deneyimli biri 26 yaşındaki biriyle çalışmak istemezdi. Bu yüzden kendi yaşıtları arasından tanıdığı en zeki insanları ekibine katmış.
PepsiCo, Nestlé ve Mars gibi şirketlerin kullandığı yapay zekâ platformu Tastewise’ın kurucusu Alon Chen de giriş seviyesinde işe alım yapıyor. Gerekçesini Fortune’a Nisan 2026’da şöyle anlatmıştı.
Dünyaya bakışlarında hiçbir sınır olmadığı için giriş seviyesinde işe alım yapıyorum.
Alon Chen
Patel ise yapay zekâ sayesinde bu eğilimin süreceğini düşünüyor ve kendi ekibini örnek gösteriyor. Ekibinin üçte biri Cisco’nun nasıl işlediğini bilen deneyimli yöneticilerden oluşuyor. Bir diğer üçte biri, şirkete dışarıdan bakış getiren sistem düşünürleri. Son üçte bir ise yapay zekâyla büyümüş, bir kurucu gibi çalışan girişimciler ve mühendisler. Patel’e göre bu gruplar tek başlarına o kadar güçlü değil. Fark, üçü birlikte çalıştığında ortaya çıkıyor.
Deneyimin Yeni Tanımı
Bu hikâye, yapay zekânın giriş seviyesi işleri yok edeceği tartışmasına farklı bir yerden bakıyor. Bir yanda yapay zekânın gençlerin yapacağı işleri daha ucuza yapacağı korkusu var. Öte yanda Patel gibi yöneticiler, bu araçlarla büyüyen gençlerin şirketlerin sormayı unuttuğu soruları sorabileceğini düşünüyor.
Bana kalırsa Krishnamurthy’yi öne çıkaran şey yaşı değildi. Kimsenin denemeyi düşünmediği bir işi küçük bir ekiple yapabileceğini söyleyecek cesareti ve onu dinleyen bir yöneticisi vardı.
Siz de kariyerinizin başındaysanız, size verilen işin büyüklüğü yeteneğinizin ölçüsü olmayabilir. Bazen eksik olan tek şey, doğru kişiyle yapılmış bir sohbettir.





Add comment