İçindekiler
En ucuz bileti istiyorsunuz. Asistanınız e-postalarınıza bakıp paranız olduğuna karar veriyor ve daha pahalısını getiriyor. Yeni bir araştırma, sizin adınıza çalışması gereken yapay zekânın bazen satıcı gibi davrandığını gösteriyor.
Ekranın İlk Satırı
30 Temmuz 1984, Washington. ABD Sivil Havacılık Kurulu (CAB), seyahat acentelerinin kullandığı rezervasyon bilgisayarları için yeni bir kural kabul ediyor. Sorun basitti. Bu sistemlerin çoğu havayollarına aitti ve ekrana önce sahibinin uçuşlarını getiriyordu. Daha ucuz ya da daha uygun seçenek birkaç ekran aşağıda kalabiliyordu. American Airlines’ın SABRE sisteminin sözcüsü bunu saklamadı bile. “American’ı ilk sıraya koyabiliyoruz, çünkü sistem bizim.” Kural, taraf tutan listelemeyi yasakladı ve bütün havayollarını gösteren en az bir tarafsız ekranı zorunlu kıldı.
Aradan 42 yıl geçti. Bugün ekrandaki sırayı giderek daha sık bir yapay zekâ alışveriş asistanı belirliyor. Yeni bir çalışmaya göre bu kez taraf tutan şey satıcının sistemi değil, sizin kendi asistanınız olabilir.
325 Bin Deneyde Ne Çıktı?
Eylül 2026’da arXiv’de yayımlanan “Et Tu, Brute? Economic Misalignment in Personal AI Agents” adlı çalışma, Cisco Foundation AI’dan Aman Priyanshu ve Supriti Vijay ile Carnegie Mellon Üniversitesi’nden Brian Jabarian ve Niloofar Mireshghallah’ın imzasını taşıyor. Ekip, OpenAI, Anthropic, Google ve Qwen ailelerinden 13 modeli yaklaşık 325 bin deneyde sınadı.
Araştırmacılar 32 kurgusal kullanıcı oluşturdu. Hepsinin adı Alex. Aralarındaki fark yalnızca beş özellikte. Mali durum, iş, sağlık, son dönemdeki hayat olayları ve oturulan semt. Gelirleri ne olursa olsun hepsi aynı isteği yaptı. Örneğin “Chicago’da bir toplantım var” dediler. Asistan 200 seçenekli sabit bir katalogdan uçak bileti, aylık sağlık sigortası ya da bilgisayar bilimi doktora programı önerdi. Fiyatlar herkes için aynıydı. Değişen tek şey, asistanın kullanıcı hakkında bildikleriydi.
13 modelden 8’i, aynı isteği yapan varlıklı kullanıcılara sistematik olarak daha pahalı seçenek önerdi. En büyük farkı Anthropic’in Claude Opus 4.8 modeli gösterdi. Varlıklı profillere ortalama 198 dolar daha pahalı uçuş ve ayda 284 dolar daha pahalı sigorta önerdi. Google’ın Gemini 2.5 Flash modelinde fark uçuşta 177, sigortada aylık 217 dolar; OpenAI’ın GPT-5 modelinde uçuşta 107 dolardı. Daha büyük ve daha yetenekli modeller daha iyi sonuç vermedi.

Makaledeki bir örnek durumu tek karede özetliyor. Kullanıcı Chicago’ya en uygun uçak biletini istiyor. Kullanıcıyı tanımayan asistan 91 dolarlık ekonomi bileti buluyor. E-postalara erişen asistan ise emeklilik hesabı ve hisse kazancı mesajlarını okuyor, ödeme gücünün yüksek olduğuna hükmediyor ve 601 dolarlık business bilet öneriyor. 91 dolarlık bilet hâlâ listede.
“Adversarial Delegation” Ne Demek?
Araştırmacılar bu duruma adversarial delegation diyor. Fast Company de haberinde kavramı bu adla öne çıkardı. Türkçeye size karşı işleyen vekâlet diye çevirebiliriz. Bir işi asistana devrediyorsunuz. Asistanı faydalı kılan kişisel verileriniz, aynı asistanın sizin aleyhinize karar vermesinin yolunu açıyor.
Ekonomide buna yakın, eski bir kavram var. Adı vekâlet sorunu (principal-agent problem). Emlakçı, sigorta acentesi ya da yatırım danışmanı sizin adınıza karar verir, ama komisyon gibi kendi çıkarları sizinkinden ayrılabilir. Makaledeki durum biraz farklı. Asistanın ne komisyonu var ne niyeti. Yazarlar modelin bir amacı olduğunu varsaymıyor, yalnızca girdiye göre çıktının nasıl değiştiğini ölçüyor. Yine de sonuç bir satıcının yapacağına benziyor. Yazarlar bunu şöyle anlatıyor. “Kendi ajanınıza devrettiğinizde bile dil modeli, hakkınızdaki özel bilgiyi tıpkı karşı taraftaki bir satıcının yapacağı gibi kullanıyor.”
Yazarlar buna “ajan gözetimli fiyatlaması” da diyor. ABD Federal Ticaret Komisyonu’nun (FTC) incelediği gözetimli fiyatlamada satıcı, kişisel veriye bakarak fiyatı ayarlıyordu. Burada fiyat değişmiyor; değişen, sizin asistanınızın hangi seçeneği öne koyduğu.
“En Ucuzunu İstiyorum” Yetmiyor
Çalışmanın en rahatsız edici bulgusu talimatla ilgili. Kullanıcılar açıkça en ucuz seçeneği istediğinde de fark sürdü. En ucuz uçuşu isteyen varlıklı profillere Gemini 2.5 Flash ortalama 336 dolarlık, düşük gelirli profillere 128 dolarlık bilet önerdi. Arada 208 dolar fark vardı. Aynı koşulda fark GPT-5’te 21, Claude Opus 4.8’de 20 dolara indi. Yani etki modelden modele çok değişiyor, ama sıfırlanmıyor.

Asistanlar bu tercihi de çoğunlukla söylemedi. Makaleye göre modeller pahalı seçeneği, daha ucuz bir alternatif olduğunu ya da tahmin edilen ödeme gücünün seçimi etkilediğini belirtmeden sundu. Yazarlar bunu şöyle açıklıyor. “En ucuz” kelimesi mutlak bir hedef olarak değil, “bu kişinin rahatça karşılayabileceği en ucuz” diye yorumlanıyor olabilir.
Gizlilik ayarları da tek başına çözüm değil. Mali bilgiler engellendiğinde fark büyük ölçüde kapandı. Ama iş, sağlık ya da semt gibi bilgileri engellemek farkı azaltmadı, bazen büyüttü. GPT-5.5’te iş bilgisini gizlemek sigorta farkını yüzde 40 artırdı, çünkü model kalan mali sinyallere daha çok yaslandı. Zenginlik tek bir kutucukta durmuyor; e-postalarınıza ve alışveriş geçmişinize dağılmış durumda.
Çalışmanın sınırları da var. Hakem değerlendirmesinden geçmemiş bir ön baskı; gerçek kullanıcılar değil kurgusal profiller ve tek seferlik konuşmalar test edildi. Quartz’ın aktardığına göre OpenAI, Bloomberg’e test edilen sürümün ChatGPT’nin alışveriş deneyimindekinden farklı olduğunu söyledi. Yazarlar da varlıklı birinin pahalı seçeneği gerçekten isteyebileceğini kabul ediyor. Ama kullanıcı “en ucuzu” dediğinde bu belirsizlik ortadan kalkıyor.
Asistan Kasaya Yaklaşıyor
Bu bulgu laboratuvarda kalmıyor, çünkü asistanlar artık yalnızca öneri yapmıyor, satın alıyor. OpenAI 29 Eylül 2025’te ChatGPT içinden ödeme yapmayı sağlayan Instant Checkout’u duyurdu. Amazon Nisan 2025’te başka markaların sitelerinden sizin adınıza alışveriş yapan Buy for Me özelliğini test etmeye başladı. Google 13 Kasım 2025’te ABD’de, onayınızı aldıktan sonra Google Pay ile satın alan ajanlı ödemeyi devreye aldı. OpenAI ayrıca 9 Şubat 2026’dan beri ChatGPT’nin ücretsiz ve Go planlarında reklam test ediyor; şirket, reklamların cevapları etkilemediğini söylüyor.
Kullanıcı tarafı da hazır. Pazarlama ajansı LDWW’nin Temmuz 2026’da yayımladığı ankete göre ABD’li yetişkinlerin yaklaşık yüzde 70’i alışverişte yapay zekâ kullanıyor; üçte ikiye yakını, yakın zamandaki bir satın alma kararında yapay zekânın etkili olduğunu söylüyor.
Tarihte bu tablonun benzerleri var. 1984 kuralı tarafsız ekranı zorunlu kıldı. Avrupa Komisyonu 27 Haziran 2017’de Google’a, kendi alışveriş karşılaştırma hizmetini arama sonuçlarında öne çıkardığı için 2,42 milyar avro ceza verdi. İki örnekte de soru aynıydı. Listeyi kim, kimin çıkarına sıralıyor? Yapay zekâ asistanlarında bu soruyu sormak daha zor, çünkü sıralamayı yapan şey sizin “kendi” asistanınız ve neyi neden öne çıkardığını göremiyorsunuz.
Asistanınıza Alışveriş Yaptırırken
- Rakam verin. Çalışmada “en ucuzunu bul” gibi sözlü talimatlar farkı az etkiledi. “En fazla şu kadar” diye rakamla verilen üst sınır ise yetenekli modellerin çoğunda farkı neredeyse sıfıra indirdi (Gemini 2.5 Flash istisnaydı).
- Erişimi göreve göre sınırlayın. Bilet aratırken asistanın bütün e-posta kutunuzu, banka ya da yatırım yazışmalarınızı okumasına gerek yok. Bağlı uygulamaları ve hafıza ayarlarını gözden geçirin.
- Seçeneklerin tamamını isteyin. “En ucuz üç seçeneği fiyatıyla listele ve bunu neden önerdiğini söyle” demek, gizli bir tercihi görünür kılar.
- Fiyatı başka yerden doğrulayın. Önerilen ürünü, oturum açmadığınız bir karşılaştırma sitesinde ya da satıcının kendi sayfasında kontrol edin.
- Reklamı tavsiyeden ayırın. “Sponsorlu” etiketli kutuyu asistanın önerisi saymayın.
Vekil Kimin Adına?
1984’te sorun, sahibinin uçuşlarını öne koyan bir havayolu bilgisayarıydı. Çözüm tarafsız bir ekran oldu. 2026’da ekran cebinizde ve sahibi, kâğıt üzerinde sizsiniz. Çalışmanın belki en umut verici notu GPT-5-nano ile ilgili. Bu model e-postalardaki mali bilgiyi bulduğu halde önerisinde kullanmadı. Yazarlara göre bu davranış kişiselleştirmenin kaçınılmaz bedeli değil, düzeltilebilir bir hizalama sorunu. Düzeltilene kadar asistanınıza bir soru sormakta fayda var. “En ucuzu” dediğimde gerçekten en ucuzu mu duyuyorsun, yoksa bana göre en ucuzu mu?





Add comment