İçindekiler
Bazı ailelerin tatili terminalin kapısında bitiyor. Honolulu’da 258 kişiyi bir uçağa bindirdiler. Uçak hiç havalanmadı. Ama bir aile, yıllardır ertelediği tatili ilk kez hayal etmeye başladı.
Reid ve Sandra Moriyama’nın iki çocuğu var ve dört kişilik aile bugüne kadar bir kez bile birlikte uçmamış. Hawaii’de yaşadıklarını düşünürseniz bu cümlenin ağırlığı artıyor, çünkü bölgenin haber sitesi Beat of Hawaii’nin aktardığına göre eyalette başka bir adadaki akrabanızı görmek için bile uçağa binmeniz gerekiyor. Moriyamalar, çocuklarının havalimanında nasıl tepki vereceğini kestiremedikleri için bir aile tatili planlamayı yıllarca ertelemiş. Onları sonunda terminale götüren şey, Hawaiian Airlines’ın Honolulu’da düzenlediği bir engelli prova uçuşu oldu.
Şirketin açıklamasına göre havayolu 18 Ekim Pazar günü Daniel K. Inouye Uluslararası Havalimanı’nda engelli yolcuları ve ailelerini, toplam 258 kişiyi, bir Airbus A330’a bindirdi. Uçak hiç havalanmadı, çünkü amaç yolculuğun bütün adımlarını gerçek bir kalkışın baskısı olmadan bir kez denemekti. Şirket, kalabalık terminallerin, alışılmadık prosedürlerin ve havalimanının görüntüleriyle seslerinin engelli ya da duyusal hassasiyeti olan yolcular için ciddi bir zorluk olabildiğini anlatıyor.
Moriyamaların kaygısı aynı açıklamada ailenin kendi sözleriyle yer alıyor. Küçük oğulları büyük binalara girmekten korkuyor, okulda yemekhanede bile duramıyor. Anne baba “Son isteyeceğimiz şey pahalı bir yolculuğa çıkıp havalimanına gelmek ve oğlumuzun kapıdan girmeyi reddetmesiydi” diyor. Kendinizi o anne babanın yerine koyduğunuzda, aylarca hesapladığınız bir tatilin daha terminale adım atılmadan otoparkta bitebileceğini bilerek plan yapmanın ne demek olduğunu kolayca tahmin edersiniz. Bu ailenin korkusu uçuştan çok önce, binanın kapısında başlıyor.
Pistte Biten Bir Engelli Prova Uçuşu
Etkinliği havayolu, Never Quit Dreaming, Hawaii Otizm Vakfı ve Hawaii Otizm Derneği ile birlikte düzenledi. Vakfın etkinlik sayfasına göre katılım önceden kayıtla yapıldı ve program 14.00 ile 17.30 arasına planlandı. Şirketin anlattığı akış, sıradan bir yolcunun hiç düşünmeden geçtiği adımlardan oluşuyor. Aileler bankoda check-in yaptı, biniş kartlarını aldı, güvenlikten geçip kapılarını buldu ve uçağa bindi. Ardından A330 kapıdan geri itildi, havalimanında bir tur attı ve yerine döndü.

Hawaii News Now’ın haberi de katılımcı sayısını 258 olarak veriyor. Havayolu etkinliği şimdiye kadarki en büyük engelli prova uçuşu diye tanıtıyor, ancak bu unvan şirketin kendi iddiası ve bağımsız bir kaynaktan doğrulayamadım. Katılımcıların kaçının engelli yolcu, kaçının aile üyesi olduğu da açıklanmadı. Şirkete göre böyle bir provada ilk kez geniş gövdeli bir uçak kullanıldı ve büyük kabin sayesinde daha fazla aile katılabildi. Etkinlik şirket için bir dönüş anlamı da taşıyor, çünkü Hawaiian Honolulu’da benzer bir programı en son 2016’da düzenlemişti. Aynı gruptaki Alaska Airlines ise engelli yolcular için her yıl genellikle 3 ila 4 prova uçuşu yapıyor.
Never Quit Dreaming’in kurucusu Kristopher Dung, açıklamada aileleri evde tutan şeyin tek bir sebepten oluşmadığını anlatıyor. Tanımadık prosedürler, duyusal zorluklar ve uzun süre oturma zorunluluğu üst üste biniyor. “Bu prova uçuşları ailelerimiz için çok önemli, çünkü onları bilinmeyenle tanıştırıyor” diyor Dung. Dung’a göre derneğin desteklediği ailelerin çoğu Disneyland, Universal Studios ya da LEGOLAND gibi yerlere gitmeyi hayal ediyor ve bu provalar o yolculuklara hazırlanmanın ilk adımı olabiliyor.
Uçağa İlk Binenlerden Biri

Şirketin aktardığına göre o pazar günü yaşananlar, ailenin yıllardır kafasında kurduğu senaryoya hiç benzemedi. Büyük binalardan korkan küçük oğul terminale hevesle girmiş, körükten yürümüş ve uçağa ilk binenler arasında yer almış. Ailenin açıklamaya yansıyan ilk yorumu kısa;
“Bu uçuşta çok eğlendi.”
Ardından gelen itiraf daha uzun.
“Açıkçası çok şaşırdım, bir yolculuğa çıkabilsek harika olur. Belki bir gün Los Angeles’a, Disneyland’e gideriz.”
Oğlunuz içeri girer mi diye yıllarca ertelediğiniz bir tatilin, bir pazar öğleden sonrasında Disneyland hayaline dönüştüğünü düşünün. Ortada henüz bilet ya da tarih yok, yine de ailenin cümlesinde artık bir şehir adı geçiyor.
Provaya Hawaii Otizm Vakfı adına katılan davranış analisti Julia Wilson, adaların dışındaki her yere ancak uçakla ulaşılabilen Hawaii’de ailelere rahat bir ortamda prova imkânı tanımanın ayrıca önemli olduğunu vurguluyor. Benzer bir değişimden de söz ediyor. Wilson’ın açıklamada aktarılan gözlemine göre bazı katılımcılar başta ne olacağını kestiremiyor gibi görünse de etkinlik ilerledikçe rahatladı. Ona en çok kalan an ise herkes yerine oturduktan sonra geldi. “Güvenlik bilgilendirmesi ekrana gelir gelmez uçaktaki her çocuğun gözü anında o ekrana kilitlendi” diyor Wilson. Çoğu yetişkinin telefonuna bakarken kulak ardı ettiği o video, bu kabinde günün en çok izlenen yapımına dönüşmüş.

Ucuz Biletin Açamadığı Kapı
Havacılık sektörü yolcuyu çoğunlukla kampanyalarla ve bagajsız tarifelerle, yani fiyatla yakalamaya çalışıyor. Haberi Inc.’te yorumlayan Paula Conway, Honolulu provasının daha ucuz biletlerin çözemeyeceği bir sorunu çözdüğünü savunuyor. Conway’e göre bazı aileler yolculuğa çıkmayı istese de çocuklarının o ortamda nasıl tepki vereceğini bilemediği için evde kalıyor ve bu ailelerde son sözü, anne babanın çocuğunun bu deneyimden yarar göreceğine duyduğu güven söylüyor. Moriyamaların hikâyesi, fiyat avantajının her zaman yeterli olmadığını gösteriyor. Bazen asıl engel biletin bedeli değil, yolculuğun nasıl geçeceğini bilememek.
Şirketlerin müşteri yolculuğu haritaları satın alma tuşunda başlıyor. Moriyamaların yolculuğuysa yıllar önce, oğullarının havalimanının kapısından girip giremeyeceği sorusuyla başlamıştı. Honolulu’daki prova uçuşu bu soruya kesin bir cevap vermedi. Ama aile artık Disneyland’e gitmeyi konuşabiliyor.






Add comment