İçindekiler
Microsoft yaklaşık 60000 çalışanına kendi isteğiyle ayrılırsa tazminat ödemeyi teklif etti. Kimse kovulmuyor. Yine de teklifi alan herkes artık kalmanın da bir karar olduğunu biliyor.
Bir pazartesi sabahı iş e-postanızı açtığınızı düşünün. Konu satırında ne bir veda var ne de bir uyarı. İçeride şirketin size bir teklifi duruyor. İsterseniz yılın son günü masanızı toplayıp gidebilirsiniz, karşılığında kıdeminize göre hesaplanan bir tazminat, bir süre daha sağlık sigortası ve yeni iş arayışınız için destek alırsınız. İstemezseniz hiçbir şey olmaz. En azından kâğıt üstünde.
Microsoft’ta 26 Ekim’de yaklaşık 60000 kişinin gelen kutusuna böyle bir e-posta düştü. Şirketin insan kaynaklarından sorumlu yöneticisi Amy Coleman, çalışanlara gönderdiği ve ardından Microsoft’un resmi blogunda yayımlanan notta programa Gönüllü Ayrılma Teklifi adını verdi. Coleman’a göre teklif, şirket dışında bir gelecek düşünen çalışanlara bu geçişi şimdi ve destekle yapma imkânı tanıyor, ekiplere de kadrolarını değişen ihtiyaçlara göre uyarlamanın yeni bir yolunu açıyor.
Şirket 60000 rakamını GeekWire’a doğruladı. Bu sayı, haziran sonunda 223000 kişi olan toplam kadronun yaklaşık yüzde 27’sine denk geliyor. Teklif ABD, Kanada, İngiltere ve Hindistan’daki katılımcı ekiplerde, Microsoft’un iç kademe sisteminde 70 ve altındaki çalışanlara açık. GeekWire’ın aktardığına göre bu kademe genel müdürleri ve başkan yardımcısı unvanlı bazı yöneticileri de kapsıyor. Şirketin en üst yönetim katmanı olan kurumsal başkan yardımcıları teklifin dışında. Yaş, kıdem ya da performans şartı da aranmıyor.

Teklifi her ekip açmıyor. Bloomberg’in konuya yakın kaynaklara dayanarak yazdığına göre Xbox, Windows, Copilot ve finans birimleri programa tümüyle katılıyor. Veri merkezleri, satış, pazarlama, siber güvenlik ve kuantum bilişim üzerinde çalışan bazı gruplar ise teklifi alamıyor. Bu liste, şirketin hangi işleri şimdilik vazgeçilmez saydığına dair güçlü bir ipucu veriyor.
Kapının Fiyatı

Paketin içinde yeni bir cömertlik yok. Bir Microsoft sözcüsü Fortune’a koşulların ülkelerin iş yasalarına göre değişeceğini, ancak standart işten ayrılma paketleriyle uyumlu olacağını söyledi. ABD’de bu en az sekiz haftalık maaş anlamına geliyor. Henüz hak edilmemiş hisselerin takvimine göre çalışana geçmeye devam etmesi, sağlık sigortası ve kariyer danışmanlığı da pakete dahil. Karar için son tarih aralığın ilk haftası, teklifi kabul edenlerin son iş günü 31 Aralık.
Microsoft bu yola ilk kez çıkmıyor. Şirket nisanda tarihindeki ilk gönüllü emeklilik programını açtı. O program yalnızca ABD’de, yaşı ile şirketteki yıllarının toplamı belli bir eşiği geçen çalışanlara yönelikti. TechCrunch’ın aktardığına göre yaklaşık 8750 uygun çalışanın yüzde 30’undan fazlası teklifi kabul etti. GeekWire’a göre şirket bu programın maliyetini nisanda açıkladığı çeyrek sonuçlarına 900 milyon dolarlık gider olarak yazdı ve Coleman temmuzda bu katılımın işten çıkarmaların boyutunu küçülttüğünü söyledi. Aynı ay yine de 4800 kişinin işten çıkarılacağı açıklandı.
Bu kez şirket bir hedef açıklamıyor. Fortune’a konuşan sözcü, benzer programlar uygulayan büyük teknoloji şirketlerinde katılımın yüzde 3 ile 5 arasında kaldığını hatırlattı. Bu oranı 60000 kişiye uyguladığınızda kabaca 1800 ile 3000 arasında bir ayrılık çıkıyor. Arka plandaki baskı da tanıdık. CNBC’ye göre veri merkezlerine yüklenen Microsoft, eylül çeyreğindeki sermaye harcamasının 50 milyar doları aşacağını temmuzda duyurmuştu. Kâr eden şirketlerin neden kadro küçülttüğü sorusu Netflix’in işten çıkarmalarında da benzer biçimde gündeme geldi.
Masada Kalanların Hesabı

Gönüllü ayrılma, işten çıkarmaya kıyasla kulağa çok daha insani geliyor. Kimse güvenlik görevlisi eşliğinde binadan çıkarılmıyor, kimse bir listede adını aramıyor. Ama teklif bir kez masaya konunca kalmak da bir tercihe dönüşüyor. Teklifi alan bir mühendis için her sabah işe gelmek artık bilinçli bir karar. Teklifi almayan ekip arkadaşı ise biriminin listede neden olmadığını düşünüyor ve bunu güven mi yoksa unutulmuşluk mu sayacağını kestiremiyor.
Şirketin GeekWire’a yaptığı açıklama bu belirsizliği azaltmıyor. Microsoft’a göre teklif daha az çalışana ihtiyaç duyulduğunun işareti sayılmamalı ve işten çıkarmaların yerini de almıyor. İşten çıkarmalar iş koşullarına göre şirketin araçlarından biri olarak kalacak. Bu cümleyi okuyan bir çalışan, bugün sunulan kapının yarın kapanabileceğini de hesaba katıyor.
Bu kaygının akademik bir karşılığı var. Charlie Trevor ve Anthony Nyberg’in 2008’de Academy of Management Journal’da yayımlanan çalışması, Fortune’un Çalışılacak En İyi 100 Şirket listesine 1998 ve 1999’da başvuran şirketlerin verilerini inceledi. Eksik veriler ayıklandıktan sonra analiz 267 şirket yılı üzerinden yapıldı. Sonuçlara göre ortalama bir şirkette kadronun yalnızca yüzde 1’ini küçültmek bile kendi isteğiyle ayrılanların oranında yüzde 31’lik bir artış öngörüyor. Çalışana adil bir süreç sunan ve onu şirkete bağlayan uygulamalar zayıfsa bu artış yüzde 112’ye çıkıyor. Kadronun yüzde 2’si küçültüldüğünde, adil süreç uygulamaları güçlü şirketlerde istifalar yüzde 15 artarken zayıf şirketlerde artış yüzde 63’e ulaşıyor. Yazarlar gönüllü ayrılma paketlerini verilerden ayıramadıklarını da not ediyor, dolayısıyla bulgu Microsoft’un programını doğrudan ölçmüyor.
En İyilerin Gitmesi Korkusu
Yöneticilerin asıl korkusu en iyilerin parayı alıp gitmesi. Bu korku verilerde her zaman karşılık bulmuyor. Stanford’dan ekonomist John Pencavel, 1991 ile 1994 arasında üç dalga halinde ayrılma teşviki sunan Kaliforniya Üniversitesi’nin yaşça büyük ve kıdemli öğretim üyelerini inceledi. Çalışmaya göre tazminatı yüzde 10 artırmak ayrılma olasılığını yüzde 7 ila 8 yükseltiyor, ama kimin gideceğini önceden kestirmek çok zor. Pencavel bu yüzden gönüllü ayrılmanın büyük kadro değişikliklerinde işten çıkarmadan üstün olduğu iddiasına kuşkuyla bakıyor. Sonraki değerlendirmesinde en verimli hocaların orantısız biçimde ayrıldığına dair pek az kanıt bulduğunu yazıyor.
İki çalışma yan yana konunca yöneticiler için net bir tablo çıkıyor. Kimin gideceğini kontrol etmek zor, kalanların ne hissedeceğini etkilemek ise mümkün. Teklifin neden bazı ekiplere açılıp bazılarına kapalı tutulduğunu açıkça anlatmak bunun ilk adımı. Gidenlerin işinin kimin omzuna bineceğini önceden planlamak da ikincisi. Açık kalan bir pozisyonun işinin sessizce birkaç kişinin sırtına nasıl yüklendiğini düşünürseniz, 31 Aralık’tan sonra gelen ocak ayının neden en zor ay olabileceğini tahmin edersiniz.
Coleman notunun son bölümünde teklifin şirket için yeni olduğunu ve ondan ders çıkarılacağını yazıyor. Microsoft 28 Ekim’de çeyrek sonuçlarını açıklayacak ve GeekWire’a göre programın maliyetine dair ilk ipuçları orada görülebilir. Kalanların ne hissettiğini ise hiçbir bilanço göstermeyecek.






Add comment